Psst...

Hey, we’re working on a new feature to help improve your pronunciation. We are looking for some people to test this new feature once it is ready. Join our mailing list to get notified about early access, as well as to get the latest updates about RhinoSpike. Join the list

Turkish Script Request

jzlcdh
Complete / 2401 Words
by bluwy 2:02 - 4:55

Host: Özlemişiz valla. Ya hakikaten heyecanladım. Ben genelde hoş geldiniz diye başlardım. Fakat bu sefer hoş geldik demek istiyorum. Ben en büyük alkışı sizlere yolluyorum. Çok teşekkür ediyorum. Tabii, biz de boş durmadık, çalıştık. Bundan sonra Fox TV ekranlarında güldür güldür başlıyoruz efendim. Hemen konumuzu açıklıyorum efendim. Konumuz aile. Ailemiz için, değil mi çok severiz ailemizi, sevmeyen yoktur herhalde, neleri göze alırız? Her şeyi göze alırız. Her şeyden vazgeçebiliriz ailemiz için. Fakat birkaç örneğe, birkaç yaşanmış hikâyeye ihtiyacım olacak. Ailemiz için nelerden vazgeçtik, neleri göze alırız? Ne gibi böyle fedakârlıklara şahit olduk? Var mı fikri olan?
Woman: Benim var aslında ama ben eşime vereceğim. Eşim anlatsın.
Host: Sizin var, eşinize vereceksiniz? Şu anda bir fedakârlık yapıyorsunuz. Başlayalım.
Woman: Tamam, başlıyorum. Ben Londra'da doğdum, büyüdüm. Ama eşim için Türkiye'ye yerleştim.
Host: Ne güzel. Başlangıç bu mu?
Woman: Başlangıç bu, evet.
Host: Tamam. Beyefendi mi devam edecek?
Man: Yok, bu kadardı.
Host: Bir dakika, ben anlamadım.
Woman: Zor düşündüğüm için eşime verecektim ama hikâyeyi anlattım.
Host: Sizin Türkçe kısmı mı sıkıntıydı?
Woman: Evet, evet.
Host: İsim ne?
Woman: Fatma.
Host: Fatma. Nasıl aldınız bu kararı?
Woman: Nasıl aldım?
Host: Yani, beyefendinin ismi ne?
Woman: Fatih.
Host: Fatih Bey'in buna değer olduğunu nasıl düşündünüz? Hangi hareketle?
Woman: Valla...
Host: Bir boşluğuma geldi diyorsunuz.
Woman: Bir değişiklik olsun. Yok, çok seviyorum kendisini.
Host: Çok pardon. Fatih Bey, dedim ben siz devam edin diye.
Woman: Kendisini çok sevdiğim için herhalde.
Host: En çok nesini seviyorsunuz?
Woman: En çok nesini seviyorum? Bu biraz derine girdi. Eşime vereyim.
Host: Yok, yok.
Woman: Ben gittikçe batıyorum. Eşime verebilir miyim?
Host: Hayır. Fatma Hanım, beni sahnede o kadar rahatlattınız ki, ben teşekkür ediyorum size. Efendim, şimdi biz bir karı kocanın birbirine verdiği değeri, nelerden vazgeçebildiğini inceledik. Buyrun, haydi hayırlı olsun bakalım. Buyursunlar.

by bluwy 5:13 - 9:40

Host: Hoş geldin, İsmail.
İsmail: Hoş bulduk. Nasılsınız?
Host: Sağol. Sen nasılsın?
İsmail: Ben yine mutluyum, hocam. İlk baştan mutluyum. Nasıl başlarsanız öyle gider çünkü. Hayat zaten böyle değil mi?
Host: Peki, bak, bu kadar çok tip çalışmışsın ki, ilk girince tanımadı seyirci seni. Neye göre çalıştın bu tipi? Tanınmadın yani.
İsmail: Bu, bu Karadenizli, hocam. Karadenizli bir arkadaş bu. Bu rolü çıkarmak için ben 37 yıl boyunca Karadenizlilerle beraber yaşadım.
Host: Nerede yaşadın?
İsmail: Evde.
Host: Yani, 37 yıl Karadeniz'de mi oturdunuz?
İsmail: Evet. Annem de babam da Karadenizli, hocam.
Host: O zaman zor olmamıştır senin için.
İsmail: Aslında çok zor oldu, hocam. Evde hem anne hem baba Karadenizli olunca gayet zor oluyor.
Host: Merhaba.
Bilal: Merhaba, Aziz ağabey.
Host: Bilal'di değil mi?
Bilal: Bilal.
İsmail: Biz aramızda ona *beep* diyoruz, Hocam.
Bilal: Saçım biraz şey olduğu için Hocam, duvarlara çarpınca biraz ses çıkarıyor ondan.
Host: Sen niye motorsikletle mi geldin oğlum? Niye böyle senin kafan?
Bilal: Yok, gece üstüne yatmışım da kafamın hocam.
Host: Nasıl, amuda mı yatıyorsun?
Bial: Ben öyle yani.
Host: Peki niye *beep* diyorsun? Ne demek yani, bilmeyenler için açıklar mısın?
İsmail: Angry bird. Yani aramızdaki en gri bird.
Host: Evet, başladık efendim. Peki buyrun oynayalım. Devam edelim.
İsmail: Ya Bilal yahu! Tamam, her şey kontrol altında. Karıyı kaçırdık şimdi. Fidyeyi alacağız. Bu arada evine de ilk defa geldim. Evin çok güzelmiş. Böyle, ne güzel. Ne kadar da güzel yaptılar. Düşünce baloncukları... Çok düşünceli adamsın, Bilal ya.
Bilal: Sağol, ağabey. Allah razı olsun.
İsmail: Maşallah. Şimdi her şey kontrol altında. Karıyı kaçırdık. Karıyı kaçırdık. Şimdi, karının telefonundan kocasını arayalım. Diyelim ki ona, bize 1 milyon lira yolla. 1 milyon lira yollamazsan karının parmaklarını kesip sana tek tek yollayacağız.
Bilal: Ya parmağını kesmeyelim ağabey. Yazık ya kadına. Bunun tırnağını mırnağını keser yollarım ben.
İsmail: Ne kadar tevekkilsin ya. Ne kadar tevekkelsin ya. Tırnağından kocası onun kim olduğunu, karısı olduğunu nereden anlayacak?
Bilal: Ya niye öyle diyorsun ağabey? Ben mesela anamı tırnağından hemen tanırım. Ya beni böyle bir kaşırdı. Allah seni inandırsın, 5 parçaya bölünürdüm yani. O kadar yani. At gibi kadındı ya anam.
İsmail: Sana buradan bir koyarım, bir de duvar vurur. Seni dinlene dinlene döverim. Haydi aç kadını da başlayalım ya.
Bilal: Bismillah. Haydi, hayırlı uğurlu olsun.
Woman: Ne oluyor? Neredeyim ben?
Bilal: Neredesin? Bak, Beşiktaş'ta camiye sırtını ver.
Woman: Verdim.
Bilal: Böyle sola döndün.
Woman: Döndüm.
Bilal: Sola kıvrıl. Gürünan'ı biliyor musun?
Bilal: İçeri git. İsmail de...
İsmail: Ulan, ne oluyor? Ne oluyor, oğlum? Niye adresi tarif ediyorsun ya? Ara, polise tarif et bari ya. Sen ne kadar tevekkelsin ya? Ya bir insan takımına bu kadar mı gol atar ya? Bamba'yı geçtin ya. Hettirik yakında yapacaksın ya. Ne oluyor, oğlum? Ne oluyor sana? Anlamıyorum. Hanımefendi, sizi kaçırdık, tamam mı?
Woman: Tamam.
İsmail: Kaçırdık. Kocanız eğer 1 milyon lira göndermezse, sizin parmaklarınızı keseceğiz artık.
Woman: Niye?
Bilal: Ya tırnağını keseceğiz ağabey, tırnağını.
Woman: Niye?
İsmail: Arkadaş manikür, pedikür ediyor. Ben de işte saç, röfle, meç, Allah ne verdiyse.
Woman: Gerçekten mi? Bak gökte ararken yerde buldum. Şurada beyazım çok benim, biliyor musun?
Bilal: Nerede kız?
Woman: Kaç zamandır şu beyazlarımı kapattıramadıydım. Oradan bir başlayalım diyorum. Madem elin yatkın.
Bilal: Senin beyazla ilgili bir problemin yok bence.
Woman: Yok, şuralarda var. Diplerde var ya.
Bilal: Yok, yok.
Woman: Bir de diyorum, hazır değiştirmişken hani Seren Serengil çiftli balyaj yapıyor ya böyle sağlı sollu.
Bilal: Seren Serengil balyajı mı? Sene 2013'te?
Woman: Evet.
Bilal: Yapma, yapma.
Woman: Yapalım diyorum bak. Şuralara atalım, şuralara. Önlü arkalı ışıklı olsun.
Bilal: Yavrum, ben senin bir tarafına Seren balyajı atayım. Ama öbür tarafın böyle kalsın. Ben buna ne yapayım, biliyor musun?
Woman: Ne yapacaksın?
Bilal: Böyle ara makasıyla diplemesine gireyim. Hem boyunu kısaltmayız, hem böyle güzel bir görüntü olur. Katlı matlı, ben seni uy... Çok güzel yaparım seni.
Woman: Ama bunlar çok cansız oluyor.
İsmail: Bilal, ne oluyor ya? Ne oluyor oğlum ya? Valla ne oluyor sana ya? Haydi karıyı kaçırdık. Kafası salıncak gibi gidip geliyor. Sana ne oluyor Bilal ya?
Bilal: Ya ağabey, bu kadın bakımlı kadın. Anladın mı? Yani, bu kadını aldığımız gibi geri vermemiz lazım. Emanet mal bu ya.

by bluwy 9:40 - 14:40

İsmail: Emanet mal? Sana buradan bir vururum var ya, gider duvara vurursun, oğlum. Valla dinlene dinlene döverim seni ya. Manyak olma. Haydi, aç, aç. Başlayalım. Al telefonunu al, kocasının telefonunu arayalım.
Bilal: Hanımefendi, kocanızın telefonunun bana verin.
Woman: Kocamın telefonu kocamda.
Bilal: Kocasının telefonu kocasındaymış, ağabey.
İsmail: Bilal, nerede olacak kocasının telefonu? Tabii ki kocasında olacak ya. Onda olsaydı, buradan burayı arardık, kimseye bir şey diyemezdik. Ne kadar da safsın ya!
Bilal: Ne yapayım yani?
İsmail: Oğlum, telefon numarasını alsana!
Bilal: Hanımefendi, kocanın telefon numarasını ver.
Woman: Niye?
Bilal: Niye mi? Daha bunun haberi yok. Kız, biz seni kaçırdık ya.
Woman: Gerçekten mi?
Bilal: Kaçırdık biz seni. Bak, kocanı arayacağız. Fidye isteyeceğiz. 500.000 falan diye düşündüm ama İsmail ağabeyimin engin zekâsıyla 1 milyon dolara bağladık biz o işi.
Woman: Yani, hani olursa... Haydi aç.
Bilal: İyi diyorum, değil mi?
Woman: Yani benim için iyi de onu verirse...*beep* bilmiyorum ki.
Bilal: Onu son anda ben sıktım biraz.
Woman: Dur şimdi. Şimdi bir bulacağım, dur.
Bilal: Ya ben seni çaldırayım en iyisi. Hem sen benim numarayı kaydet. Beşiktaş'a inersen ararsın.
İsmail: Bilal, ne oluyor oğlum? Ne oluyor sana? Niye kafan gitti bugün gelmiyor? Oğlum, Allah'ını seversen... Gel böyle. Ver bakayım onu bana. Nereye bulacaksın onu? Bırak bana.
Bilal: Kız, sana dediğim saç modeli.
Woman: Hangi? O bana uyar mı? Ben buğday tenliyim. O renk bana uyar mı?
Bilal: Seren Serengil balyajını biliyorsun ama.
İsmail: Bilal, bir dur Allah'ını seversen. Hanımefendi, bu nedir Allah'ını seversen? Neydi senin kocanın... Ne diye kaydettin?
Woman: Pıtışkom.
İsmail: Ne?
Woman: Pıtışkom, pıtışkom.
İsmail: P harfinde pıtışko. Bilal, al bakalım ara.
Bilal: Ben ne diyeceğim pıtışkoya ya? Tamam.
Husband: Alo?
Bilal: Pıtışkom?
Husband: Ne var be, gene ne var?
Bilal: Ya sen avradınla ne biçim konuşuyorsun ya.
Husband: Söyle, ne var kardeşim? Çalışıyoruz şurada.
Bilal: Ya sen bana niye bağırıyorsun? Altı üstü iki kelime söyleyip kapatacağım. Allah belanı versin. Hiçbir şey söylemiyorum. Al ağabey şunu.
İsmail: Bilal, ne oluyor oğlum sana? Ne oluyor? Niye bu kadar da hassassın ya?
Bilal: Ağabey ben adama ne dedim? Görmüyor musun, adam bana nasıl bağırıyor ya? İki kelime söyleyeceğim. Karını kaçırdık. Fidyeyi vermezsen *beep* bunu. Bıktım ben ya bu hayattan. Yeter ya!
İsmail: Neydi bunun adı?
Woman: Pıtışkom, P'de.
Husband: Alo?
İsmail: Alo, Pıtışık. Karını kaçırdık. Karın elimizde.
Husband: Elinizden geleni ardınıza koymayın.
Woman: Ne diyor?
İsmail: Ne ardına? Ne elini? Ne koydun? Ne biçim konuşuyor bu ya? Ne oluyor?
Woman: Şenol, kocacığım, kaçırıldım. Mahsurum, tutsak edildim. Esir oldum her yerde. Bağladılar beni. Hayatım, akşam dizim var. Ne olur bir an önce gel al buradan. Kaydedemedim biliyorsun, o reklamlardan önce geçen haftaki dizi vardı ya. O yüzden de şey yapamıyorum. Ne olursun biraz evvele, beni oradan geri al ki yetişeyim hayatım. Çok kızdı de.
İsmail: Alo.
Husband: Alo.
Woman: Çok panik oldu de.
İsmail: Çok panik olduk burada. Çok fena oldu. Şimdi, söyle bakayım.
Husband: Şimdi bak. Ona de ki harcadığı paranın haddi hesabı yokmuş de.
Woman: Ne diyor, ne diyor?
Husband: Biraz fedakâr olacakmış. Orada kalacakmış. Allah belasını verecekmiş onun.
İsmail: Anlamıyorum. İkiniz aynı anda konuşunca anlamıyorum. Ne diyorsun? Bir daha tekrar et.
Husband: Ona de ki, harcadığı paranın haddi hesabı yokmuş. Biraz fedakâr olacakmış. Orada kalacakmış. Bir de Allah belasını verecekmiş.
İsmail: Allah belanı versin diyor.
Woman: Şenol, kırk yılda bir kaçırılmam var. Şuna da karışma. Elinin atından tut taşın altına şeyini sok, Şenol.
Bilal: Allah esirgesin. Nasıl insanlar var ya!
Woman: Bizimki biraz şey... Tür...
İsmail: Pitişik, dinle. 1 milyon lira verirsen, vermezsen, karının parmaklarını keseceğiz. Parmaklarını keseriz. Ortaya alırız, ortadan ikiye doğru, bacağımızı sokarız. Onu çeviriri sonra, alırız onu öyle. Oradan oraya, oradan oraya. Allah! O kadar da değil yani, biz de insanız sonuçta yani. Anladın mı?
Husband: İstemem kardeşim. Tamamı sizde kalsın.
İsmail: Ne? O kadar da güzel karın var ya. Ne biçim insansın sen ya? Döner başlıklı ayakları var. Hafiften bir kalça çıkık. Endamlı, boylu poslu... Saçlar, maçlar... O kadar da güzel karın var ya. Bu zenginler var ya, yemin ederim elindekinin kıymetini bilmiyorlar.

by bluwy 14:40 - 18:59

Husband: Madem o kadar beğendin, al kardeşim senin olsun. 500.000 dolar vereyim hem de.
İsmail: 500.000 diyor Bilal.
Woman: Olmaz. Çıksın biraz ya. Neye yeter 500?
İsmail: O kadar da masrafı var yani. Bunu 500'e... Sonuçta... Olmaz yani.
Husband: Of... Tamam ulan. Madem arada karım var, siz de artık yabancı değilsiniz. 600.000 dolara bırakırım.
Woman: Ne diyor?
İsmail: 600 diyor, 600.
Bilal: 600'e bağla sen ya.
İsmail: Tamam. 600 lirayı hemen getirmezsen, senin karını kesin öl... karını salarım. Ne oluyor, Bilal? Biz ne işlere kaldık? Neden karıyı salıyoruz? Anladın mı, Pıtı..? Alo? Pıtışık?
Bilal: Kaça bağladın?
İsmail: 600'e bağladım. Karı da bizde kaldı.
Bilal: İyi. Allah bereket versin.
Woman: 600 az değil mi?
Bilal: 600 iyi. Kız, ben sana bir şey diyeyim mi?
Woman: Yazıklar olsun.
Bilal: Sen bu adamı boşa.
Woman: Bırakayım ben bu adamı.
Bilal: Boşa. Bundan sana hayır gelmez.
Woman: İlk kaçırıldığım zaman FBI'ları mı aramadı? Karakol karakol bülten yaptırmış. Bak, aşk bitince adam bunu da umursamadı, gördün mü?
Bilal: Tabii, o ateş söndüyse...
Woman: Söndü. Harlamak lâzım.
Bilal: Onun harı zordur artık. Yazık, kızın içi gitti. Tamam, kız. Bir şey yok. Sen daha iyisine layıksın.
İsmail: Bilal ilk defa doğru bir şey söylüyor. Bırak bu herifi. Sen daha iyilerine layıksın.
Woman: Siz de demin saydınız ya. Ayak bilekleri falan.
İsmail: Bunlar ne kadar da güzel bilekler.
Woman: Kalçalı diyor. Çıkıktı diyor. Beni tasvir ediyor.
Bilal: Çıkık ama.
Woman: Olmadı artık, şey yaparız.
İsmail: Ne yaparız?
Woman: Ben de şimdi alıcı gözle baktım. Eğer bu şey değilse, bu sevimliik, bu sempatiklik, şu doğallık... Değişik... Bunlar da gerçek mi? Kocam!
Husband: Sorun yok. Sorun çıkarmaya gelmedim. Sakin olun.
İsmail: Pıtışık, sen bizi burada nasıl buldun?
Husband: Hocam, şu önünüzde kaçırılmış olan kız, sürekli belirli aralıklarla kaçırılıyor. Ben de baktım baş edemiyorum, bu manyak karıyla uğraşıyorum sürekli, çip taktım hatuna. Çip yüzünden nerede olduğunu GPRS'e bakarak anında öğreniyorum.
Woman: Şenol, bana taka taka çip mi taktın sen? Senin *beep* Seni canı çıkası seni. Seni ...ların altında sesi büzüşecesi, Şenol. Ben de niçin acaba alışveriş merkezlerinde torbalarla xraylerden geçerken cik cik cik ötüyorum diye nasıl rezil oldum güvenliklere. Yazıklar olsun sana, Şenol.
Husband: Yeter. Yeter! Boşayacağım ulan seni! Yeminle boşayacağım! Senin için harcadığım paranın haddi hesabı yok. Fidye ver, fidye ver, fidye ver. Fidye vereceğime en azından nafaka öderim. Cebimden ne çıkacağını bilirim. Anladın mı? Boşayacağım ulan seni. Boşayacağım!
Woman: Yazıklar olsun sana Şenol. Seni öldüreceğim, Şenol! Seni parçalayacağım, Şenol! Bugüne bugün bir derdin var mı, niye kaçırılıyorsun, aç mısın tok musun, istediğin çantayı sana aldım mı, annemlere mantı yaptı mı diye sordun mu? Yazıklar olsun sana, Şenol!
*Bell rings*
Host: Çok affedersiniz. Yeter hanım, böldüm sizi. Bu arada elinizin bağını siz başlamışsınız. İçeriden haber aldım. Nasıl becerdiniz?
Woman: Şöyle alıyorum.
Host: Olunca oluyor diyorsunuz. Evet.
Woman: Beğendiniz mi?
Host: Arkadaşım sen? Nereden katılıyorsun?
Husband: Hocam ben aslında Türk'üm ama ben Düsseldorf'ta yaşadık biz orada.
Host: Var mı Almanca bilen?
İsmail: Ben biliyorum Hocam.
Host: Öyle mi? Konuş Almanca. Ne diyor bize çevir, İsmail.
Husband: *talks gibberish German XD*
İsmail: Aslında ben o kadar iyi bir oyuncu değilim. Buraya da nasıl geldim bilmiyorum.
Husband: Yok Hocam ben... Şimdi bak... Araya çok şey kötü sokuyorsun sen.
İsmail: Ben niçin yalan söyleyeyim ki?
Host: Bir şey söyleyeceğim ben size. Sende Almanca var mı? Yalan konuşuyorsun gibi geliyor.

by Swgss 18:59 - 21:14

Husband: Yok ben yalan konuşmuyorum hocam...
İsmail: *talks gibberish German*
Husband: *talks gibberish German*
Host: Ama biz anlamıyoruz oğlum!
İsmail: Yok diyor.. Ama benim diyor Niçin sırlarımı ifşa ediyorsun, Almanca diyor bana...
Husband: Hocam ben anlatayım yani ben, çok kötü bir problem var ortada.. Ben almanca bilmiyorum. Ben hiç Almanca öğremedim ama niyeyse aksan yapıştı. Ben anlayamadım yani.
Host: Sen bunu öğrendin he Almanca?
Husband: Yani zor, ben...
Host: Peki birşey soracağım. Normal oyunculukta nasıl böyle düzgün konuşuyorsun?
İsmail: Oyunculukta diyor.. Nasıl düzgün konuşuyorsun diyor.
Host: Sağol İsmail.
İsmail: Rica ederim.
Husband: Ortamı o zaman ben yumuşatayım biraz, bir fıkra anlatayım size.
İsmail: Fıkra diyor, anlatabilir miyim?
Host: Anladım oğlum. Buyrun.
Husband: Mesela biz çok seviyoruz, sana bir kıllık yapayım kıllarını koyarsın. Çok güzel ya!
Bilal: Özür dilerim Aziz abi, bir an... Yani...
Woman: Tansiyonun düştü.
Husband: Hocam doktor... Şeyi arayalım.
İsmail: Bende bir tane espri yapabilir miyim?
Host: Yap, arkadaşın duysun.
İsmail: Bir döner misin? Bir döner misin birşey göstereceğim. Bir dön,dön, dön,dön... Bakın kıl dönmesi.
Host: Arkadaşına ne oldu?
Woman: Hadi bakalım.
Host: Başka var mı oğlum? Böyle müthiş komik şeyler.
Husband: Nein, bu bana yetiyor yani, gülüyoruz biz.
Host: Tamam, devam edin.
Woman: Yazıklar olsun sana be! Ya sen zaten beni şirketinin, halka arzedilen bölümünün... Metem olarak gördün Şenol. Gidiyorum. Yazıklar olsun!
Husband: Hocam kiralık katillikte yapıyor musunuz? Bende para gani.

Comments

jzlcdh
May 6, 2016

"Host", "Husband" v.b. Turkce yazacaksiniz. tsk

Leave a comment

Note: this form is not for making a transcription. If you would like to transcribe this Script Request, please click the blue [ TRANSCRIBE ] button.

Overview

To make a new Audio Request or Script Request, click on Make a Request at the top of the page.

To record or transcribe for users learning your language, click on Help Others at the top of the page.

Recording and transcribing for other users will earn you credits and also move your own Requests ahead in the queue. This will help you get your requests recorded and/or transcribed faster.